Zaza veya Dümbeli adı verilen cemaatların bir kolu Tunceli taraflarında, diğer kolu Diyarbakır Urfa bölgelerinde bulunur. Kuzeydeki Zazalar’ın çoğu Alevî, Güney Doğu’dakiler Sünnîdir. Ziya Gökalp’ın bahsi geçen eserin 15-16. sayfasında açıkladığı ve Minorsky’nin İslâm Ansiklopedisinin ilgili maddesinde belirttiği gibi, Zazalar Kurmançlardan tamamen başka bir dil kullanmaktadırlar. Buna lehçe farkı denemez. Tamamen ayrı iki dildir. Bu ayrılığı şahsen tetkik etmek fırsatını bulduk, birçok yerlerde Kurmançca bilenlerin, Zazaca bilenlerle anlaşamadıklarını gördük. İki lisanın ortak noktaları Türkçe kelimelerden gelmektedir. Bazı Arapça ve Farsça kelimelerde müşterekliği sağlamaktadır. Bunların dışında ayrı köklerden , ayrı kelimelerden meydana gelen iki lisan vardır. İki cemaat da ayrı dillere, ayrı örf ve âdete sahip olduklarını bilmektedir.

Zaza’lara Dümbeli dendiği gibi, lisanları gözönüne alınarak «Gûran» da denmektedir. «Gûran», «an» eki yardımıyla «Gûrî»’nin çoğaltılmış şekli ise de Zazaların Türk menşeli olduklarında şüphe kalmamaktadır. “İbni Haldun, Gurilerin Türklüğünü kat’i olarak ifade ederken, Müneccimbaşı ve başkaları Gûrilerin Hata (=Hita)lerinden (Sahayif-ü Ahbar, c. II. sf. 600, Tarih-i Gaffarî, sf. 91) olduğuna kanidirler» (1). Zaza’larm Türklüğüne dair en güzel delil ve bilgiler, merhum M. Şerif Fırat’ın «Doğu İlleri ve Varto Tarihi» isimli eserinde verilmiştir. Biz de bu yazımızda Siverek Zaza’larından ve Diyarbakır Zaza’larından bahsederek, Türklüklerine dair deliller vermeğe çalışacağız.

Siverek Zaza’Iarı beş ana kola (aşiret, boya) ayrılır :

1. Karanlı Boyu

2. Bucak Boyu

3. Kırvar Boyu

4. Hasaran Boyu,

5. Bapviran Boyu

A.. KARANLILAR (KARAMANLILAR)

Vaktiye Kığı bölgesinde «Turan, Koçan, Karahan, Oruçoğulları» gibi Türkmen aşireti konar göçerdi (2).

Bu misâlde Karahanlılar’ı Türkmen olarak görmekteyiz. Fakat ilim adamları Karahanlıların menşei hakkında hemfikir değillerdir. Karahanhları çeşitli Türk uluslarına mensup saymaktadırlar. J. Deguines, W. Radloff’a göre, Fuad Köprülü’nün fikrine göre Karluk veya Yağma Türklerindendirler. W. Barthold, V. Minorsky de Karahanlılanrı Yağma Türklerinin bir şubesi olduğunu söylerler. W. Barthold Çiğil’lerden olduklarını da ileri sürer. Zeki Velidi’ye göre, Gök Türklerdendirler. Hammer ve Pırgstall Türkmen teorisini savunmuşlardır. Buna göre «Karahanlılar sülâlesi. Tu-chüe A-shina hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlanmaktadır; Karluk kavmi birliğini vücûde getiren üç kavmin en mühim iki unsurunu Çigil ve Yağma kavimleri teşkil ediyordu. Karluklar 744-840 yıllarında Uygur birliğine dahil olmuşlar ve aynı zamanda siyasî isim olarak, bîr de Türkmen ismini taşımışlardır (3). Göktürkler faraziyesini ileri süren Zeki Velidi Togan’ın fikirleri bu konuya ışık tutucudur; Karahanlılarca kullanılan İlik-Han lâkabı da «Yağma ve Tatar Hanları’nın lâkabı olarak zikrediliyor. Fakat bu kaynaklarda Karahanîler ve en ziyade Tokuzoğuzlara ilişik, hatta onlardan türemiş bir sülâle gibi göstermiş olmaları bu hanedanın da eski Göktürk ve Tokuz-Oğuz hanları ile aynı Asena neslinden gelmiş olmasından ve Türkistan’ın tekmil eski hükümdarlarını bazan Tokuz-oğuzdan saymaları… ve Yağmalar da asıllarında Tokuzoğuz sayıldıklarından ileri gelse gerektir… İslâm kaynaklarında… ‘Fergana Padişahını’, Mû’tasim zamanında Bağdâd’a gelen Akhşid Tuguç’un babaları… Fergana hükümdarı Arslan Tarkhan A-si lan ta-kan… Samanîlere mağlûp olan Türk hükümdarı… «Tavgaç» hepsi Karahanîleri cedleridir… Karahanîler başlıca Yağma ve Çiğil uruklarına dayanarak Türkistan’ın idaresi tekrar kendi ellerinde birleştirebilen hanlardır… Karahanlıların İslâmiyete girişi, İdil boyundaki Bulgar’larla bir zaman da 920 yıllarında vâki olmuştur» (4). Gene aynı yazardan, Karahanblar’a «Elikhanlar» denildiğini de öğreniyoruz. Aşağıda açıklayacağımız sebepten ötürü, bizce bu ne «İliğ» ne de «Elik»’ tir. «İlek» olması muhtemeldir. Zaza köylerinden birinin adı «Kelehan»’dır. Bu kelime ile, Karahanlılar’ın «îlekhan»’ı arasında bir münasebet kurulabilir.

Aşağıdaki kaynaklardan, «Elikhanlar» da denilen «Karahanlılar»’ın Yağma ve Çiğil uruklarına dayandıklarını anlıyoruz: Karahanlılar yahut Elikhanlar… Yıldız yaylasında ve Tekes havzasında yaşayan Yağma ve Çiğil aşiretlerine dayanmışlardır. O cihetten Yağma hakanı yahut Çiğil hakanı isimlerile de bilinmektedirler; nasıl ki Göktürk hakanları da Bizans kaynaklarında Çiğil hükümdarı tesmiye ediyordu» (5). Yağmalar onuncu asırlarda göçebe olup, Türk şubelerinin en kalabalıklarından olan Oğuz, Kıpçak ve Karluk’lar gibi büyük ulusdur. «Hudûdu’1-Âlem» de Yağmaların bin yedi yüz kadar boy (aşiret) olduğunu kaydetmektedir (6). Bu uzun iktibasları, Karahanlılar’ın menşeini göstermek için yaptık. Siverek bölgesinde Yağma ve Çiğil köyleri bulmuş olsa idik, adı geçen Karahanlılar’ın tarihteki Karahanlılar’ın soyundan geldiklerine hükmedebilirdik. Fakat şimdilik böyle bir ipucu bulamadık. Gerçi daha Önce belirtildiği gibi, Maraş Pazarcık Kurmançları arasında Çiğlilerin bulunduğunu anlıyoruz. Biz köyün Çiğil’lerden oluşu, civarında da Çiğil köylerinin olacağına karine teşkil eder. O halde Maraş’la Urfa arasında başka Çiğil köylerinin ve hattâ Yağma köylerinin olması gerekir. Esasen Kurmanç ve Zazalar içinde Türkmen (Oğuz)lar olduğu gibi: Çiğliler, Kuman-Kıpçaklar, Kanklılar (Kanglılar), diğer Türk ulusları, urukları ve hatta yirmi otuz yıldan beri yorulmaz bir enerji ile çalışan Dr. Fahrettin Kırzıoğlu’nun ileri sürdüğü gibi İskit Türkleri de vardır. Bu hususların aydınlatılması, bir yandan tarihî kaynakların sıkı şekilde ele alınması, diğer yandan Kurmanç ve Zaza köylerinde yapılacak sosyal bünye ve kültür araştırmaları yoluyla olacaktır. Bizim yazılarımız, bu gaye ile kaleme alınmaktadır. Yazılarımızda tekrarlar, sistemli bir tasnife tabi tutulmamış halleri vardır. Bu şekil bir yazı dizisinin, malzeme toplamak ve kitaba hazırlanmak büyük faydası olmaktadır. Yazılarımızı okuyan iki dosttan, iki Kanglı köyünün varlığını öğrendik. Biri Urfa’nın Bozova’sına bağlı «Kanglı Köyü», diğeri de Ağrı’nın Doğubeyazıt’ına bağlı, İran hududuna birkaç kilometre mesafede bulunan «Kanlı Köyü»’dür. Bu iki köy halkı da Kurmanç’tır ve Kurmançca konuşmaktadırlar. Fakat menşe itibarile «Kanglı» Türkleriııdendirler. Kanglılar hakkında daha önce geniş bilgi vermiştik. Diğer Türk ulusları içinde de Kanglılar olmakla beraber, en çok Kıpçak’lara yakındırlar. Diğer tarahtan Kıpçak’lar, Kumanlarla hemen hemen bir sayılmaktadır. Macaristan’daki Kuman’lar içinde bir «Kurman» boyunun varlığından bahsetmiştik. «Kurman»’la «Kurman;» arasındaki yakınlık ve Kurmanç’lar içindeki, yukarıdan beri bahsettiğimiz Türk uruk ve boylarının varlığı, Zaza’larm bir kolu olan Karahanlılar’ın da, eski Karahanlılar’ın bir kolu olabileceği hakkında hüküm vermemizi kolaylaştırmaktadır.

Karahanlılar’a «İlighan» veya «İlekhan»da denmektedir. Fuad Köprülü, Reşit Rahmeti, Osman Turan, Barthold, kelimenin «İlig» olması lâzım geldiğini söylektedirler (7). Bize göre kelime «İlek» şeklinde okunmalıdır. Aydın ilinde erkek incire «İlek» denmektedir. Demek ki Türkçe bir «İlek» kelimesi mevcuttur. Karahanlılar için söylenen «İlekhan» deyimi doğru olmak gerekir. Kelimeyi Urfa’da değil, Aydın’da buluyoruz. İleride Urfa bölgesinde «İlek» kelimesi ile ilgili köy, yer ismi bulabilirsek, Karahanlılar’ın menşeini tesbit etmiş oluruz.

Bu açıklamalardan sonra, Karahanlı köylerine geçebiliriz. Köy isimleri tamamen Türkçedir ve eskiden beri kullanılan isimlerdir. Son zamanlarda değiştirilmiş değildir.

KARAHANLI KÖYLERİ :

– Karahan Köyü,

– Kepirkuyu Köyü,

– Şilân Köyü,

– Güvercin Köyü,

– Dindar Köyü,

– Hamamviran Köyü

B. HASERANLILAR

Siverek Zaza’larının ikinci büyük kolu «Haseranlılar»’dır. Onların isimleri de güzel bir Türkçe ile yapılmış. Haseranlı köyleri şunlardır:

1- Ağaçtan Köyü,

2- Tiktol Köyü (Köy yolunun çok dik olmasından ötürü bu isim verilmiş. Hem de «dik» değil, aynen Orta Asya Türkleri gibi «Tik» kelimesini kullanarak), Türkologlardan edindiğimiz bilgilere göre «tol», «yayla» demek imiş. (eski Türk’lerde). Öyleyse buradaki kelime «Dik, sarp yayla» demek olur.

3- Karakaya Köyü (Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bu köyden başka 26 adet «Karakaya» köyü mevcuttur),

4- Doğan Köyü,

5- Konaklı Köyü,

6- Ahırmat Köyü,

7- Sarsap KÖyü,

8- Şeyhandede Köyü,

9- Budaran Köyü,

10- Karamusalar Köyü,

11- Hoya Köyü,

12- Hindibaba Köyü,

13- Derdere Köyü.

C- BUCAKLILAR

Zaza’ların üçüncü kolu Bucaklılardır. Bucaklı köyleri şunlardır :

1- Güngörmez Köyü, (önü dağlık, sabah güneşini geç alan bir köy),

2- Mezra Köyü,

3- Bahçe Köyü,

4- Kele Köyü, (görüldüğü gibi bu bölgede üç adet «Han»’lı köy mevcuttur. Karahan, Ağaçhan, Kelehan. Bilindiği gibi «Han» eski Türkçede «kağan. hakan» manâsına gelmektedir, Karaman’ın^ (Konya) bazı köylerinde «boğa» ya «kele» denir.

5- Bitik Köyü, (Kelime, Kaşgarlı Mahmud’un lûgatında «kitap, mektup, yazma, yazı yazış, yazılı şey, kâğıt» manâlarına gelmektedir) (8). Buradan yapılan «Bitikçi», İlhanîlerde ve Mısır Türk Devletinde, devlet hizmetindeki kâtiplere verilen isim oluyor (9). (Köyün ismi çok eski bir Türkçe ile ilgilidir).

6- Kalemli Köyü,

7- Daralık Köyü,

8- Çeftali Köyü,

9- Çamurlu Köyü. (Suriye’nin Lâzkiye vilâyetine bağlı Bayır ve Bucak nahiyelerinde Türkmenler oturmaktadır. Köyleri de hep Türkmendir ve bugün de Türkçe konuşmaktadırlar. Bucak’in köylerinden birinin adı Çamur’dur. Siverek Zaza Bucaklılarının bir köyü Çamurlu, Suriye Türkmen Bucak’in bir köyü de Çamurlu’dur. Ayrıca Kayseri-Sivas arasında, Zamantı suyunun geçtiği yerlerde bir Çamurlu Yaylası vardır). (10).

10- Sepetviran Köyü.

C. Kırvar’lar,

Kırvar’lar, Odabaşı’lardan gelmedir. Kırvar’ların, Bapviranların köylerini tesbit edemedik. Seyhandede Köyünde bir yatır vardır. Bu çok büyük yatırda bir dede yatmaktadır. (Türk dünyasının her yerinde böyle uzun ve heybetli yatırlar vardır. Vamberi de bundan bahseder). Köy, ismini bu dededen almaktadır. Zazacada da dede deniyor. Dedenin menkıbesi, eski Türk inançlarına ve bilhassa Alevî inançlarını hatırlatıyor. Dördüncü Murad Bağdat Seferine giderken buradan geçiyor. Dede, Padişaha kerametini göstermek için asasıyla yere vuruyor. Topraktan su fışkırmağa başlıyor. Şimdi bu suya «Mığraklı pınar» denmektedir. Dede, değirmen taşına biniyor, yılanı kamçı yaparak, dağın eteğine geliyor. Taş halen dağın ucunda durmaktaymış. Sultan Murad: «Yeter kerametin» demiş.

Dedenin arzusu, köyde kim muhtar olursa «Allah rızası için kurban kesmesi» imiş. Yeni muhtar kurban kesmez ise, dedenin torunlarından birinin evinde bulunan kalma olma bir «Sahan» (büyük, bakır kap (Aynen Yörükler ve Türkmenler gibi «Sahan» diyorlar) çan sesi çıkarır, titrermiş. On beş yıldır ses yokmuş.

Siverek-Çermik yolunun eski adı «Topyolu»’dur. Sultan Murad’-ın toplan buradan geçirildiği için bu isim verilmiş. Karakaya köyünde, kalenin alt kısmındaki kayayı oymuşlar, ismine «Kapucan» derlermiş. Karakaya ve Tiktol köyleri arasmdaki meşeliğe «Karameşe» ve o civardaki çaya, «Büyükçay» veya «Çemçay» deniyor. Dere kenarındaki tarlaya «Çem» dendiği için, çayın adı da böyle olmuş. Fırat’a dökülüyor. «Kızılçubuk Çayı», Büyükçay’a dökülüyor. Karakaya köyündeki pınarın adı «Soğukpınar»’dır. Bütün bu kelimeler, yer adlarının Türkçe olduğunu göstermektedir. Günlük konuşma dilinde de çok sayıda Türkçe kelime mevcuttur. Bunlara dâir misalleri ileride vereceğiz. Simdi sadece bir kelime üzerinde durmak istiyoruz. Bu kelime «Humay» kelimesidir. Lice, Çınar, Dicle (eski adı Eğildir. Bu kelimenin Çiğil’le ilgisini düşünmek hata olmasa gerekir) kazalarda oturan Zaza’lara «Mahalvan Zazaları» denmektedir. Mahalya Zazaları «Tanrı»’ya «Humay» demektedirler. «Allah razı olsun» yerine «Humav razı bo» derler. Bin sene önce bir Orta Asya Türkü bunu şöyle ifade edebilirdi: «Humav razı bolsun». Bugün Orta Âsya’lı bir Kazak veya Kırgız Türkü de «Allah razı olsun» der.* Zaza’ların «razı bo» su, belki de Kazak ve Kırgızların «razı bolsun»’unun bozulmuş şeklidir. «Humay» da «Umay»’ın bozulmuş şekli olabilir. «Umay» Türkler Müslüman olmazdan önce Şamanizmde, çocuk ruhlarını koruduğuna inanılan bir İlaheye verilen isimdir. Zaza’lar bin beş yüz yıl öncesinin inancını, kelimeyi pek az değişikliğe uğratarak, devam ettirmektedirler. Kelimenin aslının «Umay» olduğu şuradan da bellidir: Dicele Zazaları arasında geniş bir ailenin adına «Omay Ailesi» denmektedir.

Bu ailenin ismi de gösteriyor ki kelime «Hüma»’dan gelmemektedir. Adapazarı’nın Karâsu kazasına bağlı «Melen Köyü»’nde, beceriksiz, işe yaramaz kimseye «Umaysız» denmektedir. Bu da gösteriyor ki, Zazaların kullandığı «Humay» kelimesi «Umay»’ın zamanla değişmiş bir şeklidir ve onu kullananların Türk menşeli oluşlarının bir delilidîr.: «Umay» kelimesinin gösterdiği gibi. Samanizmle örf âdetleri halinde devam eden bağâ diğer bir misal Varto Zazalarından verilebilir. Varto’nun, Üstükran Bucağına bağlı bir köyün adı «Şaman Köyü»’dür. Urfa, Bozova kazasına bağlı bir Kurmanç köyünün adı ise «Kamoğlu»dur. Bilindiği gibi, «Şaman» ve “Kam” İslâmiyet’ten önceki Türk dini olan Şamanizmde, dinî ayinleri idare eden din adamlarına verilen isimlerdir. Bu iki köy adı da. «Umay» adını tamamlamakta, şüpheye mahal bırakmamaktadır.

Merhum M. Şerif Fırat, 1928 yılında Hınıs ilçesinin, Alagöz köyünde oturan ve Hormenkli aşiretinden «Hasali» oymağına mensup olan Mehmet oğlu Âli’nin evinde H. 950 tarihinde yazılmış küçük bir şecere görüyor. Bu şecerede, «Hormek Boyunun», «İlağaları» hakkında, onların Orta Asya Türklerinden oluşunu gösteren şu ifade vardı: «İptidası Harzem destinden gelen Mehmet Pevlivanî Elharezmî, Erzincan. Diyarında bey olmuş ve senei fi rabiülevvel 540 tarihinde Erzenil rumî’de vefat eylediğin, yerine oğlu Melik Sah bey olup, kaçan Tatar gelünce Cafer Şah çerisini alup Sülbüs dağına otağ kurmuş….»

Gene M. Şerif Fırat’a göre, Varto’nun Şarik köyünde diğer bir şecere meydana çıkarılmıştır. Bu şecerede Hormekli ve diğer Zaza ve Kurmanç aşiretlerinin on ikisi hakkında bilgi vardır. H. 582 yılında yazılmış, 628 (1232) yılında Anadolu Selçuk’ları hükümdarı Alâattin Keykubat tarafından tasdik edilmiş sultanlık mührü ile mühürlenmiştir. Orhan Gazi ikinci mührü basıp önceki bilgileri teyid etmiş. Sultan Murad Han da üçüncü mührü asmıştır.

(1) İbni Haldun, Mukaddime, İstanbul, 1955, c. l, s. 704-706. (Z. Kadir Ugan’ın notu).
(2) M. Sadık Yiğitbaş, İstanbul, 1950, s. 254.
(3) Kara Hanlılar» Maddesi, İslâm Ansiklopedisi, c. VI, s. 252.
(4) Prof. Z. V. Togan, Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi, s. 90, 98.
(5) Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, s. 57.
(6) Aynı müellif, Türkistan Tarihi.s. 55-56.
(7) «İlig» maddesi, İslâm Ansiklopedisi, c. V. s. 972.
(8) Divan l, II, III. ciltlerde birçok yerlerde.
(9) İ. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilâtına Methal, Ankara, 1970, s. 187, 201-202.
(10) Ahmet Refik, aynı, eser, s. 176.